
Vali Cahit Çelik, kurum ziyaretleri çerçevesinde İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürlüğünü ziyaret etti.
İl Müdürü Atilla Uzun ve şube müdürleri tarafından karşılanan Vali Çelik, müdürlük birimlerini gezerek personelle tanıştı, kurumun ekipman kapasitesini ve stok depolarını yerinde inceledi.
Ziyaret, AFAD Toplantı Salonunda düzenlenen değerlendirme toplantısıyla devam etti.
Toplantıda ilk olarak AFAD İl Müdürü Atilla Uzun, kurumun faaliyetleri, hazırlık seviyeleri ve afet yönetimi süreçlerine ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı.
Sunumun ardından değerlendirmelerde bulunan Vali Çelik, Bingöl'ün deprem riski yüksek iller arasında yer aldığını hatırlatarak hazırlığın önemini vurguladı.
Vali Çelik açıklamasında şu ifadeleri kullandı:“Deprem ülkemizin gerçeği. Bizler de depremsellik açısından ülkemizdeki riskli bölgelerin başında gelen bir ilde yaşıyoruz. Bu açıdan kurumsal kapasitemizi sürekli yenilememiz gerekiyor.
Bugün dünyanın ulaştığı teknoloji ve insanlığın bilgi birikimi, depremin bir saat, bir gün ya da birkaç gün öncesinden tam olarak ne zaman ve hangi saatte olacağını kestirmeye imkân tanımıyor. Ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini bilemediğimiz, büyük bir doğal afetle karşı karşıya kalma ihtimalimiz her zaman mevcut. Bu nedenle bizim bu gerçeğe karşı bilinçli, planlı ve güçlü bir şekilde hazırlık yapmamız gerekiyor.
Bugün birçok yazar ve akademisyen sıkça şunu ifade ediyor: “Deprem öldürmez, binalar öldürür.” Bu söz son derece anlamlıdır. Fay hattının üzerine bina yapabilirsiniz; ancak binanızı yaparken deprem ve yapı yönetmeliklerinde belirtilen standartlara uymazsanız, örneğin 10’luk demir kullanılması gerekirken 5’lik demir kullanırsanız, taşıyıcı sistemlerin bağlantılarını doğru yapmazsanız, binayı tamamladıktan sonra altındaki kolonu keserseniz ya da iki katlı bir binanın üzerine kaçak olarak iki kat daha çıkarsanız sonuç kaçınılmaz olur.
“İŞİMİZİ SAĞLAM, DOĞRU VE DÜZGÜN YAPMALIYIZ”
Görev yaptığım süre boyunca bu konunun bizzat takipçisi oldum. Tüm kaymakam arkadaşlarımıza da gerekli talimatları verdim. Bu memleketin bir evladı olarak, bu topraklara karşı sorumluluğu olan biri olarak şunu söylüyorum: Eğer çocuklarımıza güzel bir miras, yaşanabilir ve güvenli bir kent bırakmak istiyorsak, işimizi sağlam, düzgün ve doğru yapmak zorundayız.
Bu nedenle hazırlıklarımızı her zaman diri tutacağız. Özellikle risk azaltmaya yönelik tedbirlerimizi en iyi şekilde alacak, planlı ve disiplinli çalışacağız. İlimizi her türlü afete karşı hazır hâle getirmek için kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.
Elbette yangın, heyelan, çığ, boğulma gibi afet türleriyle de karşılaşıyoruz. Ancak çarpan etkisi ve sonuçları açısından baktığımızda, hiçbirinin etkisi deprem kadar büyük değildir. 1971 depreminde ciddi kayıplar yaşadık; sonraki depremlerde de aynı şekilde can ve mal kayıplarımız oldu.
Çünkü ilimizin yerleşim alanları, Doğu Anadolu Fay Hattı ile Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kesişim noktasına yakın bir bölgede yer alıyor. Bu faylarda meydana gelen küçük bir kırılma ya da sarsıntı bile buraya kadar ulaşabiliyor.
Coğrafyamızı ve yaşadığımız yeri değiştirme şansımız yok. Atalarımız binlerce yıldır bu topraklarda yaşamış, bizler de yaşamaya devam edeceğiz. Ancak bunu, bilinçli, tedbirli ve akılcı bir şekilde yapmak zorundayız.
Rabbim memleketimizi her türlü afetten muhafaza eylesin. Görevimizi layıkıyla yaparak, ilimizi afetlere karşı daha güvenli ve hazır bir hâle getirmek için çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz.”


