Advert

Darbe Alçakçaydı, Ya Darbeciler Alçak Değilmiydi?


Alçakça yapılan darbenin üzerinden bir yıl geçti. Hani unutanınız varsa bir kez daha hatırlatayım;

250 şehid ve binlerce yaralının olduğu 15 Temmuz gecesi…

O gün tereddüt etmedik, sonucu ne olursa olsun “darbelerine darbe” demek için sokaklara döküldük. İnsanca yaşamanın, özgürce yaşamanın, onurluca yaşamanın taliplileri olduk.

“Darbelerine, darbe!” dedik satılmışların.

Tanklarına, toplarına, kısacası alayına karşı sevdiklerimize bir helalleşme ve ürpermeyen bir yürekle bütün darbelerini hükümsüz kıldık.

Yıllarca planlar kurdunuz, planlarınızı kumpaslarınızla beslediniz, “bizsiz bu ülkede yaşam, imkansız.” dediniz. Kırk yıllık alçak planlarınızı inancımızla saatler içinde hurdaya çıkarıp, lağım fareleri gibi saklandığınız çukurlarda derdest edildiniz.

Gördük maskelenmiş yüzlerinizi, boynunda tasması, şarlatan müsvettesi, adam kılıklı itler.

Halka namlusunu çevirdiğiniz tanklardan ve üzerimize bomba yağdıran uçaklarınızdan korkmadık. Sahte bildirilerinize eyvallah etmedik. Vatan, millet düşmanı sizlere asla boyun bükmedik.

Sen mazlumlara darbe yaptın, mazlumlar cesaretleriyle, yürekleriyle, imanlarıyla, dualarıyla dünyanın ayaklarını bağladılar ve sen şimdi dünyanın karanlık tarafında kaldın, ey hain.

 

“Ey kader, aguşuna emanet ettik sevdiklerimizi…” deyip, döküldük sokaklara.

Bu gün aynı şey olsun, daha bir aşkla, bir heyecanla dökülürüz meydanlara…

Birileri dökülmüş yollara, adalet oyunu çığırtkanlığı yapıyor.

Oysa bizler yıllarca adalet dedik, ama duyuramadık bunlara sesimizi

Yollara adalet için düşenlerin hali, ihanetin ve nankörlüğün tam zirvesi.

Senaryonun tamamı, eğreti paralelin sahte düzmeceleri…

Ve siz, adalet dekoru içine yerleştirilmiş,

kendi adaletini kemiren paralel pireler...

Zihnimiz, adaletin tecelli edeceği günün umuduyla diri.

İnsanlıktan arındırılmış bir insanı andırır bu alçaklar.

Adaletsizlerin dünyası, ihanet prensibi üzerine kurulmuş.

Gördük hepimiz, alçakça bir darbede.

Zulmün, adalet saltanatına Kral olmuşlardı…

Kendi kokuşmuş curüflerini  üzerimize püskürtürken,

Adalet koltuklarına yaslanmışlardı.

Zulmünüz, içimizdeki hakikati diri tuttu, ey alçaklar.

Ve gün, bugündür, hiç kimse ihanet içinde olan kadar yalnız değildir.

Ey alçaklar, yılansınız, akrepsiniz biliyorduk biliyoruz.

 Ama ürkmedik sizlerin soğuk bakışından.

Ve timsah gibi dişlerinizle dokunuşunuzdan.

Öğretmediler bize davamıza sırt dönmeyi, kan içtik, kızılcık şerbeti dedik.

Zulme sabırla direndik.

Binlercemiz yaralı, 250’miz şehit düştük.

El ele tutuşup, zulme göğüs gerdik.

Hayber’e Ali’ce, Kerbala’ya Hüseyin’ce yürüdük.

Sizler de yürüdünüz, hem de şer de ittifak ederek.

Her yürüyüş yürüyüş değildir biz rahmetle siz lanetle anılacaksınız.

Bir değil binler öldük, ama,

 

Davamıza, sevdamıza halel gelmesin diye,

 

Bir kez daha darbelere, boynumuzla direndik.

foto
Yazar: Musa APUHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal