Advert

Köroğlu musun? Körünoğlu musun?

 

 Hani meşhur bir hikâyedir, hepiniz bilirsiniz. Bir yörenin beyinden, babasının intikamını almak isteyen ve bunun için dağlara çıkan yiğit bir delikanlının hikâyesi…

Sadece yiğitlik değil, aynı zamanda adamlığın ve iyilikseverliğin sembolü bir kahramanın hikâyesi.

Biz bu hikâyenin kahramanına yiğit delikanlı dedik ama neden?

Çünkü bu kahraman, adalet duygusuyla hareket eder, imanlı ve inançlıdır, idealleri vardır, bu idealler doğrultusunda hedefe varmak için asla eğilmemiştir ve haksızlığa boyun eğmemiştir.

Hepiniz bu destanı çok iyi biliyorsunuz ama ben yinede burada yazmak istiyorum;

 Köroğlu destanı…

Bu Köroğlu destanı sıradan bir destan değil, bu mazlum coğrafyanın ezilen, öldürülen, hakları elinden alınan insanlarının yüreklerindeki tutkularıdır, arzularıdır, istekleridir.

Seyis Yusuf’un aldığı tayı beğenmez Bolu Beyi ve Seyis Yusuf’un gözlerine mil çeker, çaresiz Seyis Yusuf oğlunu da alarak Aras nehrine gider. Orada lokman hekimin ölüme çare bulduğu söylenen Şehr’i Çabakçur’dan inecek olan üç sihirli köpüğü bekler. Bu köpüklerden biri, Köroğlu’na ölümsüzlüğü, biri yiğitliği, diğeri ise şairliği kazandırır. Bundan sonra Köroğlu bir kahraman olur ve halk arasında adaleti sağlamaya çalışır. Zalime karşı mazlumun safında yer alır. Halk tarafından sevilir, sayılır…

Hal böyle olunca birileri de bunu kıskanır ve Köroğlu’nun namından rahatsız olur.

İşte böyle kıskanan aklı-evvelin bir tanesi de gider ve babasının gözlerini kör eder.

Kör etmesine eder de lakin kimse ona Köroğlu demez, tam tersine onun bu yaptığından dolayı onu aşağılamak için Körün oğlu derler.

Mesele isimde değil kalitededir.

Şimdi gelelim meselenin aslına; biliyorsunuz ki, iki ay sonra ülkemizde bir referandum yapılacak. Referandumda herkes hür iradesi doğrultusunda oyunu kullanacak.

Ama siyasetçilerin gündemlerine bakınca tamda bu destandakiler gibi üçe ayrılmışlar; Zalim Bolu Beyi, Köroğlu ve Körünoğlu.

Bu coğrafya üzerinde sürekli operasyonlar yapan, buranın halkını güdümüne almaya çalışan dış güçler ve uşakları, bolu beyi gibi kendi istemedikleri bir şey olunca, hiç acımadan bu halkın gözlerine mil çekebiliyorlar; işte 15 Temmuz…

Yine ağababalarından aldığı talimatlarla, “bu coğrafyada bende varım!” diyen ve bunu da bu halka kabul ettirmek için her türlü zulmü işleyen, 16 yaşındaki YASİN’i vahşice katleden ve bunu zılgıtlarla kutlayan KÖRÜNOĞULLARI…

İşin vahim tarafı; körün oğullarının çokluğu ve kalitenin dibe vurması…

Mesela Ümit Özdağ denilen bir körünoğlu. Mehmet Bekaroğlu denilen ve müennes kontenjanından vekil seçilen bir KÖRÜNOĞLU…

Bu referandum süreciyle beraber, körünoğulları adeta mantar gibi türediler.

 Bu dönemde ihtiyacımız olan şey KÖROĞLU’dur.

 Herkesin gönlünde bir Köroğlu yatar. Bütün bunların varlığı bize güç veriyor. 15 TEMMUZ darbesinin dik duranı R.Tayyip ERDOĞAN,

Siyasi bir kaygı gütmeksizin, kendi içindeki körünoğullarına rağmen darbenin karşısında ilk andan itibaren dik duran Devlet BAHÇELİ,

Ve bana göre son dönemlerin gerçek kahramanları olan, 7 Haziran seçimlerinde üyelerini şehit veren, yüzlerce saldırıya maruz kalan, Yasin’leriyle, Rodi’leriyle, Cengiz’leriyle ve daha nice kahramanlarıyla zulme karşı duran, şehitleriyle ölümsüzleşen, 15 temmuz akşamı hiçbir endişe taşımadan bütün üye ve gönüllüleriyle sokaklara inip yiğitleşen, şehitlerine ve kahramanlarına yaktıkları ağıtlarla şairleşen, “milletin maslahatı siyasetimizin üstündedir” deyip, halkın safında yer alan Zekeriya YAPICIOĞLU ve partisi, bana göre bu sürecin gerçek kahramanıdır.

 Mesele Körünoğlu olmak değil, KÖROĞLU olmaktır.

 

 

 

foto
Yazar: Musa APUHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal