Cemaat ve Cemiyet

 

Günümüzün en büyük problemlerinden biri de algı problemidir. Konunun derinliğine indiğimizde araştırmacı, pozitif eleştiri kültürüne sahip olmadığımız ortaya çıkmakta. Bu özellikleri öncelemediğimizden duyumlara inanıp bulunduğumuz çevrelerde duyumlarımızı inanç sayarak kutsallaştırırız. Kutsal olarak gördüklerimize uygun davranış sergileyerek çevremizi etkilemeye çalışırız. Bu şekilde davranış geliştiren bizler, farkında olmadan bazı insanların hedeflerine ulaşmasına sebep oluruz.

 

Hedeflenen kavramları irdelediğimizde bazı toplumların bizler tarafından yanlış anlaşılmasını istediği kavramlardan biri cemaat ve cemiyet kavramlarıdır. Peki, nedir cemaat ve cemiyet?

 

Sosyolojik olarak cemaat, birincil sosyal ilişkiler denilen, samimi, yüz yüze, duygusal yönü kuvvetli, kişisel ve resmi olmayan ilişkilerdir. Özelliklerine baktığımızda genellikle yüz yüze ilişkiler hâkimdir. Bireyler arasında samimi, duygusal yönü kuvvetli bir işbirliği vardır. Bireyler kişilikleriyle bir bütün olarak kabul edilir. Üyelerin birbiriyle ilişkileri sosyal hayatın birçok yönünü içermektedir. Ben değil biz duygusu hâkimdir. Bireyler arasında yıkıcı rekabete yer verilmez.

 

Cemiyet ise ikincil sosyal ilişkilerin hâkim olduğu yani resmi, sözleşmeli ve uzmanlaşmış sosyal topluluk veya gruptur. Bu toplum türü kent özellikle metropolitan bölgeleri yansıtan bir terim olarak kullanılmıştır. Cemiyet; rekabetin, kişisel faydacılığın, bireyciliğin arttığı, aile bağlarının zayıfladığı, teknoloji ve uzmanlaşmanın yaygınlaştığı bir topluluk olarak belirmektedir.

 

Sosyolojik olarak cemaat kavramı böyle tanımlanırken teolojik olarak bizleri yaratan kudret sahibi Ali İmran süresinde şöyle buyurmaktadır; “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.”

 

Sosyolojik izahlara baktığımızda insanımızın çoğu cemaat kavramını sosyolojik boyutta düşündüğü için cemaat kavramını daha çok duygusal ve maddi yardım bağlamında düşünmüştür. Buradaki izahta iyilik ve kötülük kavramı ön plana çıkmadığı için insanlar uhrevi boyutu arka plana ittiğinden vicdanları da maddileştirerek basitleştirmiştir. Gelinen noktada insanlar kendi dinini öğrenmeden toplum içinde cemaat kavramına, söylemine bakarak ön yargılarını ifade etmekte. Bu kavramın namaz kılmayanlar tarafından sürekli kullanılması farklı bir izah. Böylesi izahlardan anlıyoruz ki bu algının projesini yüz yıllar önce çizip maddileştirenler bugün hedeflerine kavuşmuşlardır.

 

Cemaat kavramının özüne baktığımızda hak ettiği yer, karşılığının olduğu yer inançtır. Çünkü inancımızda iyiliği emretme ve kötülüğü men etme söz konusudur. Bu kazanımın sosyal etkisi maddi etkisinden daha ehemmiyetlidir. Ancak bu etkiyle toplum ve bireyler ıslah olabilir, tehlikeleri önceden sezebilir, karşı önlemler alabilir.

 

 

Bu düşünceye sahip olmayıp iyiliği ve kötülüğü maddiyata indirgeyenler kapitalizmin çarkına yağ sürerek kendilerini de canavarlaştırmışlardır. Rabbim gerçek anlamda bu güzel kavramları anlamamıza yardım ederek bu anlamda davranış geliştirmemizi sağlasın. Bizleri bilmediğimiz konularda iyilikler üzerine düşünmemizi sağlayarak feraset sahiplerinden eylesin. Ahiret gününe inandırarak boş ve gereksiz söylemlerden uzak kılsın.

foto
Yazar: Hasan YILMAZ
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal